4 Nisan 2009 Cumartesi

garip gün..

Bu gün hayatım boyunca yaşadığım en ilginç gündü. sabah uyandım büyükbabamın arkadaşı yaşar amcalarla buluştum babaannemin bana yolladığı cevizli sucuğu alıp eve geldim. kahvaltı yaptım, Naz aradı. Konuşup beraber vakit geçirmeye karar verdik. Taksime gittik, önce kolektif toplantısına katıldık daha sonra çıktık dolaşmaya, buraya kadar herşey normal tabii. Naz'ın telefonu çaldı, arayan annesi Serap teyzem, Naz konuştuktan sonra telefonu ben kaptım daldık muhabbete derken bir fotoğrafçı beni çevirdi ve fotoğrafımı çekmeye başladı bir yere bırakmıyor, ben telefonla konuşmaya devam ediyorum, bir baktım etrafımda en az 15 fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekiyor, ben hala telefonla konuşuyorum, çevredeki insanlar bana bakıyor "ünlü mü lan!" gibi sesler duyuyorum, gülüyorum ama hala telefonla konuşuyorum, birkaç değişik poz sonunda ilgiden çok sıkılmış bir edayla fotoğrafçılardan izin istiyorum, bırakmıyorlar, ben telefola konuşmaya devam ediyorum, "başını kaldır, kolyeni tut, elini beline koy.." gibi sesler etrafta gitgide yükseliyor. Serap teyzemle konuşmamı bitirip olaya daha fazla konsantre oluyorum. "neden çekiyorsunuz fotoğrafımı?" "çünkü çok güzelsin" işte o an götüm tavan yapıyor, aylardır süren depresyonumdan saçlarımı savurarak çıkıyorum. gözlüğümü yavaşça çıkarıyorum ve fotoğrafçı kitlesinden kocaman bir "ooooooooo" sesi yükseliyor. Dallamanın biri yanıma geliyor benimle fotoğraf çektirmek istiyor, yakışıklı fotoğrafçı onu kovuyor. Yer Galatasaray lisesinin önü, saat altı civarı güneş gözlerimi kamaştırıyor, odak merkezi benim! O an her şey benim.. "Bizim yüzümüzden randevusuna geç kalıcak" diyor bir diğer fotoğrafçı kızımız. ben de gülümsüyorum ve ortamı Naz'la biraz çabuk adımlarla terkediyoruz. Ensemde insanların bakışını hissediyorum, hala herkes bana bakıyor, şımarıyorum.. Çikolatacıya oturup sıcak çikolata içiyoruz, Naz birşeyler anlatıyor ama ben hala büyüden çıkamıyorum. Yürüyoruz tekrar, tanıdık yüzler görüyorum ama herkes bana başka bakıyor, garip. Eve dönme kararı alıp Beşiktaş'a yayan yola koyuluyoruz. Maç varmış insan akıntısına karşı yürüyoruz, kavgalar, polisler, savaş alanı gibi, taciz edilmekten korkan iki genç kız karşı kaldırıma geçip yürümeye devam ediyor. Polisler de bizim tarafımızdan yürüyor ve olan oluyor bizde doğru gelen üç şişe ve devamı.. Çığlıklar içinde koşuyoruz, çarşı ekibi polislere ne bulursa atıyor, tabi olan iki aptala oluyor, koşuyoruz.. Bir ton küfürle sinirli ve korkmuş vapura biniyoruz, yaşadığım şeyler gerçek miydi diye düşünüyorum, sabah foto modelken, akşamüstü ceset oluyordum az kalsın, otobüs, son durak, ve geldim eve, paylaşmasam olmazdı. Aynaya baktım defalarca, defalarca.. Normal bir insandım. Bir daha baktım hala normal bir insanım..

not: Bugün dünya yastık savaşı günüymüş, seneye hatırlatın..

4 yorum:

The Oz dedi ki...

en iyi yazını bu ilan ediyorum sayın turist. vallahi ayakta alıkışladım

turist dedi ki...

teşekkür ediyorum oz. beni sizler yarattınız..

bossa nova dedi ki...

teman çok göz yorucu yazın çok hoş:)

turist dedi ki...

teşekkürler, temayı değiştireceğim evet ama üşendim :)