18 Nisan 2010 Pazar

müsamere kolu



eğer öğretmen çocuğuysanız, ilkokul ve lisede belirli gün ve haftaların demirbaşısınız demektir. nerde kompozisyon var, şiir var sen okursun. o yetmezmiş gibi andımızı da sen okursun, sonra yıl sonunda karnende bütün dersler pekiyi olur, kırmızı kurdele alırsın, komşulara karneyi gösterip hediye umarsın, onlar da vere vere evdeki dandik biblolardan birini verir... bu yetmezmiş gibi bir de müzik okumaya başladım. bu sefer evin de müsamere kolu benden soruldu. peki büyüdük üniversiteli olduk da ne değişti? şöyleki, tatilde eve misafir gelen öğretmenlerin (ki bu insanlar yıllar önce dersine giren kadınlar, teyze mi desem hocam mı desem stresi) odama doluşup, "hadi kızım bize bir şarkı çal" demeleri, üzerimdeki stresi düşünebiliyor musunuz? kırmamak için bir şarkı çalıyorum piyanoda, yok efendim yetmiyor. ordan annemiz atılıyor hemen, "kızım hem çal hem söyle" olabildiğince yapmacık gülümseyerek ki bunu özellikle daha yapmacık bir şekilde olmasına zorluyorum, şarkılar çalmaya başlıyorum haha ne mi, "the cure- love song, nirvana- smells like teen spirit, kurban- yalan" höhehhe böyle ortamlarda kendimi de eğlendirmenin yolunu buldum sonunda, zaten ne çalsam, ne söylesem, alkışlayacak ten rengi çoraplı bir hayran kitlem var.

sadet: işte bu anlattığm şey var ya bunu bile özledim ben, annem seni özledim, baba seni çok çok özledim...

4 yorum:

bossa nova dedi ki...

uyy yavrııım nası da iyi çalıyor maşallah tütütütüüüüü!!

yazan: diz altı eteğim ten çorabım ve ben :)

Turist dedi ki...

höhehe, sana yeni şarkılar hazırlıyorum norah'dan bebek.

ten rengi çorabınla gel bana..

seroo dedi ki...

heyy,

hep kiskanmisimdir muzige kabiliyeti olan insanlari. ilkokulda muzik dersi yoktu iste cuma gunu cikarken, baslardik; illgaaazzz anaaadoooluuu'nnn seen yuce bir dagsin seklinde. lise'de muzik sinifina kaydoldum, dediler ki; kulagim yokmus. org calayim dedim, ritm yokmus. fulut mecburi idi, ikmale kaliyordum nerdeyse, ole iste. dinleyiciyim ben ayrica o saydigin repertuar ve turevleri bana uyar.

not: ten rengi corabim yok, olsa da giymem :)

Turist dedi ki...

yeni bir blog okuyucusundan yorum geldiği zaman neşe doluyor içim (: bir de bugün 23 nisan yine neşe doldu içim..

öhömm.. sevgili seroo, eğer müziğe kabiliyetin yoksa gerçekten, dinleyici olarak hayatına devam etmen en güzeli elbette, ama bunun için üzülüyor muyuz, hayır. siz olmasanız nasıl ekmek yeriz sayın okuyucum..

not: ten rengi çorap hakkında bir yazı yazmalıyım..